Datça’da Corona Günleri

Datça’da corona günleri

Yazın kalabalık ve cıvıl cıvıl Ege, Akdeniz kasabalarında kışın hayat sessiz, sakindir. Böyle yerlerde yaşamanın güzelliği de budur. Şehirde yaşayanlar gelmek için yazı bekler, biz alışkın olduğumuz hayatı yaşamak için kışı bekleriz.

Datça da böyledir. Kış doğanın bütün sürprizlerini sergilediği mevsimdir bizim için. Kâh fırtınalar kopar, kâh güneş açar. Günler süren yağmurlar yağar, sonra hava denize girmelik olur. Huzur hâkim olur kasabaya. Yalnızca burada yaşayan tanıdık yüzler kalır. Brizbize sakin sakin yaşarız kış boyu.Bu yıl tam bademler çiçek açtı, Datça ahalisi olarak güzel havalarda kendimizi kıyılara, koylara atacağımız günleri beklerken corona çaldı kapıyı.Neler mi değişti hayatımızda diye sorarsanız, aslında çok şey değişmedi.
  • Zaten sakin yaşıyorduk, yine sakin yaşıyoruz.
  • Kışın genelde evde geçerdi hayatımız yine evde geçiyor.
  • 65 yaş üstüne dışarı çıkma yasağı gelince Datça’nın malum nüfus yapısı nedeniyle sokakta gördüğümüz insan sayısı çok azaldı. Yaşlılarımız isyanda.
  • Dışarı çıktığımızda deniz kenarına, doğanın sakin kuytularına kaçardık, yine öyle yapıyoruz.
  • Kışın gittiğimiz birkaç restoran, birkaç kafe vardı, onlardan mahrum kaldık.
  • Kışın iş yapmayan esnaf yine yapamıyor. Yazın sezonun açılmasını beklerdi esnafımız, öyle görünüyor ki yazın da sezon tehlikede.
  • Zaten gideceğimiz AVM’ler yoktu, alışverişimizi yine alışık olduğumuz marketlerden ve pazardan yapıyoruz.
  • Pazarda durum değişti, belediye tedbirler aldı, artık her şey poşette. Dezenfektanlar, maskeler, arada geniş mesafeler..o alıştığımız yakınlık kalmadı tabii.
  • Çarşıda pazarda kışın görmeye alışık olmadığımız simalar görüyoruz. Şehirden kaçıp yazlık evlerine gelenler var.
  • Her tür kriz önce şehirleri vuruyor, bu kez daha da şiddetli vurdu.
  • Burada sağlık hizmeti, hastane imkanları yetersizdi, yine yetersiz.
  • Datça’da üretim tesisi, fabrika olmadığı için kalabalık kapalı ortamlar yok. En önemli üretim alanlarından biri tarım. Köylümüze güveniyoruz.
  • Biz de tarımın üretimin önemini daha iyi idrak ettik, çimli, çiçekli bahçelere sebze ekmeyi konuşuyoruz aramızda.
  • Şu anda işçilerin çalıştığı bir diğer sektör inşaat sektörü. Onlar tüm hızıyla devam. Yazın burada inşaat yasağı olduğu için işlerini tamamlamaya çalışıyorlar.
  • Bu sıralar bize soranlar oluyor, emlakçı dostlarımız da doğruluyor, ev fiyatları soranlar çoğaldı.
  • Doğaya yakın ve uyum içinde yaşamak insan için en güvenli durum. Biz zaten böyle yaşıyorduk, o yüzden hayatımızda çok büyük değişim hissetmiyoruz.
  • Oda Sanat’ta kışlarımız sakin geçiyordu. Dostlarımızla iletişimiz Instagram, Facebook ve web sitemizle devam ediyordu. Yine öyle. Güzellikleri paylaşıyoruz, yalnız olmadığımızı hissediyoruz. Yine görüşüp sıkı sıkı kucaklaşacağımız günleri bekliyoruz. Ne krizler atlattık, bunu da atlatacağız. Hep birlikte.
 

YORUMLAR:

“Şöyle birşey hissediyorum; gerçekten korku filmi gibi yaşadıklarımız ama çok dikkat çekici yönleri de var. Hissedilen şey eşitlik! İnsanların şartları ne olursa olsun herkes eşitlendi. Ona olmaz, buna olur diyebileceğimiz bir durum olmadığı için ve maddiyatla önüne geçilemeyecek bir durum olduğu için herkes kendini eşit hissetti!! Bu bilinç altını etkileyen bir durum bence. Aslında birçok olumlu yönü var. Durmayı öğrendik mesela, ne kadar ihtiyacımız varmış. Ya da kim neye kaygılanıyorsa, neden kaçıyorsa, neye zorlanıyorsa bir anda bir çıkış ya da bir sebep buldu. Sonucun kötülüğü elbette değişmedi ama bir sebep olması da insanları rahatlattı. Son olarak, evet kötü birçok sonuç olabilir ama bı sonuçların herkese olması yine hafifletici… Tuhaf vesselam çok tuhaf, hiç yaşamadığımız bir şey sonuçta… “
(Elif Dereci)