Datça’da Koronavirüs hayatımızı nasıl değiştirdi?

Geçen yılın sonlarında Çin’de ilk corona vakalarını duyduğumuzda ve Wuhan şehrinde evlerine kapanmış insanların çığlıklarını işittiğimizde henüz bize çok uzak, kavrayamadığımız bir gerçekle karşı karşıyaydık. Bilimkurgu filminden kareleri çağrıştıran görüntüler bize çok uzaktı henüz. Tehlike yaklaştıkça daha iyi kavramaya başladık bu gerçekliği. İran, İtalya, İspanya derken çok kısa süre sonra bizim de gerçeğimiz oldu bu virüs ve hayatımızı kökten değiştirdi. Şu anda hastalık, ölüm, riskler ve hayatımıza doğrudan etki eden ekonomik gerçekler nedeniyle yalnızca olumsuz yönlerini algılıyoruz ama her değişimin mutlaka olumlu yönleri de var. Hayatımızda iyisiyle kötüsüyle neleri değiştirdi corona?

Evlere kapandık

Hepimiz kendi kozamızda yaşıyoruz artık. Gerekli olmadıkça dışarı çıkmıyoruz. Çıkmak zorunda kaldığımızda tedirginiz. Ev en güvenli yer bizim için. Aileler uzun süredir olmadığı kadar birlikte. Çiftler hiç olamadıkları kadar birlikte. Çocuklarımızla da 24 saat birlikteyiz. Meğer çocuklarımızı ne kadar az görüyormuşuz! Çoğumuz öğretmenliğin ne kadar zor bir iş olduğunu fark ettik. Ekran başında olmaya alışık bu nesil yeni hayata bizden çok daha kolay adapte oluyor, onlardan öğrenecek çok şeyimiz var. Yeni zamana uyum sağlamak için çocuklarımızdan yardım almak zorundayız.

Artık çok zamanımız var

Biz farkında olmadan hızla geçen zaman yavaşladı. Hiç olmadığı kadar boş zamanımız var artık. Haber kanalları, sosyal medya, ev işleri, telefon ve kimimiz için hala çalıştıkları işleri olsa da geriye hala çok zamanımız var. Hep şikayet ettiğimiz “ zamanım yok” mazeretine sığınamayız artık. Zamanımız var da asıl soru şu, biz ne yapmak istiyorduk gerçekten?

Hijyen en önemli konumuz oldu

Dokunduğumuz her yüzey potansiyel risk olunca el yıkamayı bile baştan öğrendik. Günümüzün büyük kısmı etrafı temiz ve hijyen duruma getirmekle geçiyor. Her uzman dikkatimizi başka bir yöne çekiyor. Kolonya ve çamaşır suyu kokuları sardı her yanı. Evlere artık yardımcılar gelemiyor. Herkes kendi temizliğinden kendisi sorumlu. Ev kadınlığı zaten zordu, daha da zorlaştı. İşte bu günler belki de ailede iş yükünü daha adil paylaşmak için bir fırsat. Kadınların üzerine ne kadar yük aldığının farkında olmayan erkekler artık farkına varıyor mu dersiniz? Bakıyorum whatsapp gruplarında çamaşırlar kaç derecede yıkanacaktı diye soran erkekler var.

Tüketimimiz azaldı

Gezmiyoruz, dışarı yemeğe gitmiyoruz, kafeler, alışveriş merkezleri bir anda hayatımızdan çıktı. Eve kapanmamızla birlikte çoğumuzun tüketimi yiyecek ve temizlik maddelerine indirgendi. Virüsün ekonomik etkileri konuşuldukça kaygılarımız da arttı, başka bir şey satın almamaya başladık. Tüketim alışkanlıklarımız kaçınılmaz olarak değişiyor. Birçok işin, belki kendi işimizin de bu yüzden tehlikeye gireceğinizi biliyoruz. Dünya ekonomisini büyük bir değişim bekliyor, farkındayız. Belki bazılarımız bu yeni ekonomiye nasıl uyum göstereceğini düşünmeye başladı bile.

Teknoloji kurtarıcımız

Bu salgın internetin olmadığı bir döneme denk geldiği için çok şanslıyız. Neredeyse her işimizi internetten hallediyoruz. Haberleri takip ediyoruz, dostlarla görüşüyoruz, iş toplantıları yapıyoruz. Hatta arkadaş toplantıları bir internet üzerinden yapılıyor artık. Kulağımız yeni gelişmelerde, corona için aşı ve ilaç bekliyoruz. Bilimin değerini anladık. Televizyonlarda artık siyasetçilerin kısır tartışmaları yerine doktorları izliyoruz.

Politikaya yeni bir gözle bakıyoruz

Hayat tüm gerçekliğiyle politikanın hayatımızı nasıl belirlediğini gösteriyor bize. Ülkelerin insan hayatını öncelemesi gerektiğini daha iyi anlıyoruz. Ekonomisi güçlü ülkelerin vatandaşlarının nasıl arkasında durduklarını izliyoruz. Kısır tartışmalarla heba olan fırsatlara üzülüyoruz. Virüs belki de en çok politikacıları sınıyor. Biz de yaptığımız her seçimin hayatımızı etkileyen bir sonucu olduğunu daha iyi anlıyoruz. Bilimi önceleyen ülkelerin her zaman önde olacaklarını bilerek ülkemizden en iyisini umuyoruz.

Doğal çevrenin ve tarımın öneminin farkına varıyoruz

Biz evlere çekileli doğa kendini yeniliyor, temizliyor. Sanayinin yarattığı hava kirliliği azalıyor. Şehir sokaklarında keçiler, ördekler dolaşıyor. Kaldırımlarda çiçekler açıyor. Biz hep doğadan almışız, hep tüketmişiz. Şimdi tarımın, toprağın önemini anlıyoruz. Tarıma gereken önemi vermediğimizi idrak ediyoruz. Kıtlık ihtimali bile korkutucu. Ufak bir tarlanın bile çok değerli bir varlık olduğunu anlıyoruz. İlk kez doğabilecek besin ihtiyaçlarını düşünüp balkonda da olsa bir şeyler ekmeyi düşünüyoruz.

Dostlarımızı, yakınlarımızı özlüyoruz

Aile dışında en yakınlarımızla bile görüşmüyoruz. Büyüklerimize virüs bulaştırırız korkusuyla ziyaret edemiyoruz. Küçükleri bize virüs bulaştırma korkusuyla bize yaklaşmıyor. El sıkışmıyoruz, sarılmıyoruz. Sevdiklerimizi kucaklamayı özlüyoruz. Kalabalık masalarda oturmak, güzel yemekler, sohbetler gözümüzde tütüyor. Ne büyük mutlulukmuş bir arada olabilmek, şimdi anlıyoruz.

Duygularımızın farkına varıyoruz

Salgın yayılıp, hayat birdenbire yavaşlayınca ilk hissettiklerimiz korku, kaygı ve stres oldu. Olumsuz haberleri izledikçe endişelerimiz daha da arttı, çoğumuz panik hissetti. Zamanla durumun gerçekliğini kabul etmekten ve akılcı davranmaktan başka çözüm olmadığını anlamaya başladık. Bu sessiz ve hareketsiz zaman diliminde duygularımızın farkına vardık. Sabretmeyi öğrendik belki. Yaratıcılık hevesimiz ateşlendi. Kendimizden öte başkaları için de neler yapabileceğimizi düşünmeye, dayanışmanın önemini anlamaya başladık. Dostlarımızla konuştukça sakinledik, onların da aynı endişeleri taşıdığını bilmek bile bizi sakinleştirdi. Empati yaptıkça huzur bulmaya ve gelecek için umut beslemeye başladık. Kendimizle baş başa kalmaktan öğreneceğimiz çok şey var kuşkusuz. Hayatımızdan bir dolu fazlalık çıktıktan sonra geriye neler kaldı, düşünüyoruz, değerlendiriyoruz, tartıyoruz. Belki de farkında olmadan hayatımızı sorgulamaya, yeniden kurgulamaya başlıyoruz.  Şimdiye dek yaşadığımız krizlerin hiçbiri ile karşılaştırılamayacak bu küresel kriz yalnız kendi yaşamımızı değil, toplumsal yaşamı, siyasal rejimleri, ekonomik sistemleri de sorgulatıyor bize. Belki de bu bir fırsat hepimiz için.

 

 

YORUMLAR:

“Celipe’nin Celil’i için çok bir şey değişmedi, malum kendisi evcimen bir insan🙈 Bahçede ekim dikim işleri, oyunları, kitap için yazıları, yeni yemek ve tatlı denemeleri yapıyor. Tek farklılık bendeniz İpek’in de evde olması. Benim baya dünyam değişti! Sabahın köründe evden çıkıp, günde en az 10000 adım yürüyen ve ordan oraya koşturan ben, hayatımda ilk kez bu kadar evde kalıyorum! Bunu fırsata çevirme zamanıdır diyerek, senelerdir aklımda olan Yale Universitesi’nin açtığı 9 haftalık bir sertifika programına başladım. Herkes dalga geçiyor tabi, ölür gidersek en bilgilimiz sen olacaksın diye 😂 Ama ben çok keyifliyim. Online ders vermeye devam ediyorum tabii ki bir yandan son 6 senedir yaptığım gibi. Evde dans oyunlarımı doyasıya oynayıp, ardından her gün 1 saat karın ve kalça eritme hareketlerimi yapıyorum. Zira henüz Türkiye’deyken aldığım kiloları veremedim🙈 Hayat sen planlar yaparken başına gelen şeylermiş madem, başımıza geleni en verimli ve keyifli şekilde geçirmeye çalışıyoruz. Dünyanın 4 bir yanındaki arkadaşlarımıza görüntülü aramalarla misafir oluyor, karşılıklı yiyip içiyoruz. Her şey bittiğinde, hiçbir şey eskisi gibi olmayacak o kesin. Bol sorgulama, kendi kendine kalma, teknolojinin hayatımızdaki yeri sonucu birçok değişiklik olacak. Olsun varsın. Her şey bizim için! Sağlıkla kalın, evde kalın. Montenegro’dan kucak dolusu sevgiler.”
(Elif Dereci)